Bu plan ve plana dayalı proje çalışması uzun yıllara dayanan proje geliştirme deneyimlerimizin ve anlayışımızın bir ürünüdür. Dünya hızla değişirken, tatil ve turizm anlayışı da bu dönüşümün en güçlü yansımalarından birini yaşıyor.
Alışılagelmiş deniz – kum – güneş tatili artık eski talebini kaybederken yerini
Deneyimsel Turizm alıyor.
İnsanlar artık tatilde geçirdikleri sürede yalnızca dinlenmek değil;
kendilerine değer katacak,
iz bırakacak ve unutulmaz deneyimler yaşamak istiyor.
İşte bizler tam da bu hedefle
Deneyimsel Turizm anlayışının
en kapsamlı örneğini dünyada bir ilk olacak şekilde ülkemize,
İzmir – Çeşme turizm merkezinde kazandırmak istedik.
Bu amaç doğrultusunda planlamamızın merkezine
7 ana disiplini koyduk.
Sanat – Kültür – Tarım – Gastronomi
Turizm – Sağlık – Eğitim
Uzun yıllardır hayalini kurmuş olduğumuz; sürdürülebilir, doğal kaynakları
verimli kullanan, tabiatın dengesine saygılı, unutulmaya yüz tutmuş
sosyal ilişki olgusuna yeniden hayat verecek, toprakla bütünleşik ve
üretime duyarlı,
paylaşmanın değerini bilen bir topluluk meydana
çıkaracak, turizme yeni bir boyut kazandıracak
bu doğal yaşam merkezi
için yola çıkmış bulunmaktayız.
Seramik, resim, cam, tekstil ve ahşap atölyeleri hem bu sanatı öğrenmek isteyenlerin hem de kendi çalışmalarını yapmak isteyen sanat meraklılarının vazgeçilmez mekanları olacaktır.
Atölyelerimizde çocuklarımız için nitelikli kurslara özellikle
yer verilerek onların sanatla olan bağı güçlendirilecektir.
Sanat, tarih boyunca toplumsal meselelere dair farkındalık yaratmanın etkili bir yolu olmuştur. İnsan yaşamının temel dinamiklerinden biri olan ve kültürle etkileşim içerisinde hayat bulan sanatın, kültürün oluşumuna ve dönüşümüne de yadsınamaz etkileri olmuştur. Kültür ve toplum üzerinde büyük etkisi olan sanat, tarihi bilginin de en iyi koruyucularından biridir. Çağlar boyunca, toplum yaşamına dair bilgiyi korumanın yaratıcı bir yolu olmuştur. Resim, heykel, müzik, edebiyat ve diğer sanat dalları bu yönleriyle genellikle bir toplumun kolektif hafızasının deposu olarak kabul edilir. Sanat çok önemli bir iletişim yoludur.
Sanatçıların ve dolayısıyla eserlerinin bireysel ve toplumsal yaşama ayna tutma yetenekleri, yer yer dilin yetkinliğini aşan bir iletişim şeklinin oluşmasına imkân verir. Sanat fikirleri etkiler. Fikirleri değiştirerek veya dönüştürerek, değerleri hatırlatarak ve deneyimleri mekân ve zaman kapsamında tercüme ederek toplumu etkiler.
Sanatın gücünü ve değerini doğal yaşam alanımızın
ana dinamosu olarak görmekteyiz.
Bu nedenledir ki sanatçılarımıza kendi çalışmalarını özgürce yapabilecekleri atölyeler oluşturmayı planlamaktayız. Sanatçıların kendi atölyelerinde yapacakları çalışmalarla ortaya çıkan eserleri sergileme olanakları sunmayı da planlamaktayız.
Hatta bunu bir sanatçılar sokağı olarak kurgulama amacımız bulunmaktadır. Planlanan sanat galerilerinde yıl boyu sergilere yer verilecektir. En önemli etkinlik olarak da Sanat Bienali organizasyonumuz olacaktır. Projenin önemli etkinliklerinden biri olan Sanat Bienali, farklı kültürlerden sanatçıları, eserleri, izleyicileri ve eleştirmenleri aynı platformda buluşturarak disiplinlerarası bir etkileşim ve güçlü bir ilham alanı yaratacaktır.
Bu sanat bienalinin İzmir ve Çeşme’nin toplumsal hayatına önemli bir dokunuşu olacağına inanmaktayız. Bienal kapsamında eser sunumlarının doğal yaşamın içerisinde kendisine yer bulması planlanmaktadır.
Sanatsal faaliyetlerin yaşamın bir parçası olarak her daim hissedileceği bir ortam yaratılmak istenmektedir. Sanat atölyeleri bu nedenle önemli bir yer tutacaktır. Seramik, resim, cam, tekstil ve ahşap atölyeleri hem bu sanatı öğrenmek isteyenlerin hem de kendi çalışmalarını yapmak isteyen sanat meraklılarının vazgeçilmez mekanları olacaktır. Atölyelerimizde çocuklarımız için nitelikli kurslara özellikle yer verilerek onların sanatla olan bağı güçlendirilecektir.
Bu merkezin en önemli amaçlarından biri, Çeşme Yarımadası’ndaki
yerel çiftçilere doğrudan katkı sağlamaktır.
Ürettikleri ürünleri en yüksek değerle değerlendirebilecekleri bir yapı
sunarak, bölge çiftçisinin ekonomik gücünü artıracaktır.
Tarım faaliyetleri neredeyse 10.000 yıldır insanoğlunun hayatında önemli bir yere sahiptir. Yaşamakta olduğumuz Anadolu tarihler boyunca en önemli tarım merkezlerinden biri olmuştur. İzmir ve çevresinin nitelikli tarım ürünleri her daim rağbet görmüştür ve görmeye devam etmektedir. Planlanan üzüm bağlarımızda ve zeytinliklerimizde organik tarım yapmak en büyük idealimizdir.
Ayrıca topraksız tarım seracılığı da en önemli tarım faaliyetimiz olarak öne çıkmaktadır. Isınma ve buna bağlı enerjisini güneşten kendi üreten ve kendisine yetebilen seralarımızda yetiştireceğimiz ürünleri proje bünyesinde değerlendireceğiz. Nitelikli tarım faaliyetleri kapsamında yetiştirilen ürünleri sunmak için “Tarım Ürünleri İşleme Merkezi“ kurmayı planlamaktayız. Bulunduğumuz konum tarım faaliyetleri yürütmeye elverişli bir bölge olmadığından yarımada da faaliyet gösteren çiftçilerimizle işbirliği içerisinde olmayı planlıyoruz. Planlama alanında sadece topraksız tarım seracılığına yönelik faaliyet gerçekleştirilecektir.
Toprağın o kutsal buluşturucu ve bağlayıcı özelliğini
yeni dostlukların kurulması noktasında hissedeceğiz.
Bu merkezin Çeşme yarımadasındaki lokal çiftçilerimize de hizmet vermesi en önemli kuruluş amacı olacaktır. Yetiştirdiği ürünleri en yüksek bedelle değerlendirmelerinin önünü açacak olan bu merkezin çiftçilerimizin ekonomilerine büyük katkı sunacağını düşünmekteyiz.
Lokal çiftçilerimizle yapacağımız bu iş birliği sayesinde onların daha nitelikli ürünler yetiştirmelerinin önünü açacağız. Ayrıca Çeşme yarımadasının kendine özgü ürünlerini daha geniş kitlelere sunma imkânımız olacaktır. Merkez aynı zamanda tarım dünyasındaki gelişmelerin çiftçilerimize aktarılmasında önemli bir rol oynayacaktır. Bu çalışmalar için ilçe ve il tarım müdürlükleri ile koordinasyonlu çalışılması planlanmaktadır.
Merkezimizde paketlenen ürünler hem projemizi ziyaret edenlere hem de bu deneyimi günlük yaşamının bir parçası haline getirmek isteyenlere sunulacaktır. Tarım alanlarımızı ziyaret edenlerin ürün hasat deneyimi yaşamalarını da özellikle arzulamaktayız. Ziyaretçilerimizin tarlalarımızdan ve seralarımızdan tüketecekleri meyve ve sebzeleri günlük olarak toplamaları mümkün olacak. Buna ilaveten bağ bozum şenlikleri ve zeytin hasadı şenlikleri düzenleyeceğiz.
Yöremizin en önemli tarım ürünlerinin geliştirilmesi ve korunmasına öncülük edeceğiz. Herkesin yetiştireceği ürünleri tüm ziyaretçilerimizle paylaşmasına imkân sunacağız. Çünkü biz biliyoruz ki “yaşam paylaştıkça çoğalır”.
Planlanan turizm anlayışı kesinlikle denizin önüne bir beton yığını yerleştirip (son yıllarda bütün kıyılarımızda yapıldığı gibi)
deniz ve plaj satmak değildir.
Bizler sadece ülkemize değil tüm dünyaya yeni bir turizm algısı kazandırmak istemekteyiz.
Turizm ülkemizin en önemli ekonomik faaliyetlerinden birisidir. Özellikle 1980 yılı sonrası ülkemizde turizm yatırımları desteklenmeye başlamış, büyük bir atılım gerçekleştirilmiştir. Yatak kapasitesine odaklı bu yatırımlar ne yazık ki zaman içerisinde nitelikli bir turizm anlayışına bürünememiştir. Ülkemizin deniz, kum ve güneşden çok daha kıymetli turizm argümanları bulunmaktadır.
Planlama alanımız Çeşme yarımadasında 96 rakımda ve denize en yakın kuş uçuşu 5km mesafede bulunmaktadır. Planlanan turizm anlayışı kesinlikle denizin önüne bir beton yığını yerleştirip (son yıllarda bütün kıyılarımızda yapıldığı gibi) deniz ve plaj satmak değildir. Bizler sadece ülkemize değil tüm dünyaya yeni bir turizm algısı kazandırmak istemekteyiz.
Bunu “Deneyimsel Turizm” olarak adlandırıyoruz.
Amacımız misafirlerin Kuzeyden Güneye tüm Ege bölgesinin her türlü deneyimini yaşayabilecekleri bir yaşam alanı ortaya çıkarmaktır.
Bir bölgenin sanat, kültür, tarım, gastronomi gibi tüm değerlerini ziyaretçilerine sunacağı bir yaşam merkezi hayata geçirmek istemekteyiz.
Turizm maalesef ülkemizde yıllarca alışılagelmiş modeller çerçevesinde yol almıştır. Ülkemizin turizm potansiyeli kıyı şeritleri boyunca hapsolmuştur. Ülke tanıtımımız ise otellerdeki animasyonlarla yapılmıştır. Son yıllarda değişim süreci başlamış ancak bu değişim istenilen seviyeleri yakalayamamıştır.
Çeşme özeline bakacak olursak 1990’ların sonunda yakalanmaya başlayan pozitif ivme ilk önce duraklama devresine girmiş, son yıllarda ise düşüşüşe geçmiştir. Bugün tüm turizm yatırımcılarının dertlenmesinin arkasında yapılan yanlış yatırımlar bulunmaktadır.
Turizmi sadece fiziksel otel odası ve alanları olarak gören zihniyet gelecek misafirlerin ne tür kazanımlar beklediğini görememiş ve bilememiştir. Oysa yeni nesil misafir kitlesi bir bağ kurmak, manevi iletişim oluşturmak, duygusal etkileşim gerçekleştirmek ve deneyim kazanmak istemektedir.
Amacımız misafirlerin Kuzeyden Güneye tüm Ege bölgesinin her türlü deneyimini yaşayabilecekleri bir yaşam alanı ortaya çıkarmaktır.
Bir bölgenin sanat, kültür, tarım, gastronomi gibi tüm değerlerini ziyaretçilerine sunacağı bir yaşam merkezi hayata geçirmek istemekteyiz. Bu turizm olgusunun merkezine de sağlık turizmini yerleştirmiş bulunmaktayız.
Projemiz bünyesinde hayata geçecek olan Longevity & Wellness merkezi
Avrupa coğrafyasının alanındaki en büyük ve kapsamlısı olacaktır.
Bünyesinde yer alacak birimler ve menüler uluslararası ziyaretçileri
ülkemize ve Çeşme’ye çekecektir. Bu sayede 3-4 aya sıkışmış olan
Çeşme turizmini 12 aylık bir sürece yaymaya başlamış olacağız.
Tarihte olduğu gibi Çeşme bölgemizin çok kıymetli termal sağlık su kaynakları bulunmaktadır. Ne yazık ki bugüne kadar layık olduğu şekilde bu kaynaklardan faydalanılmamıştır. Sağlık turizmi çerçevesinde termal kaynakların yanında, sağlıklı beslenme ve iyi yaşam tedavilerinin de sunulmasını planlıyoruz. Sağlık turizmi her ne kadar son yıllarda daha fazla önemsenmeye başlamış olsa da halen Avrupa ve diğer gelişmiş coğrafyaların çok gerisindedir. Halbuki sağlık turizmini destekleyecek çok fazla argümana sahip bir ülke konumundayız. Bu değeri ortaya çıkaracak bir planlama yapmaktayız.
Çeşme, dünya üzerinde nadir görülen ozon değerine sahip temiz havası ve yüksek yaşam kalitesiyle öne çıkan nadir bölgelerden biridir. Üç tarafı denizlerle çevrili bu yarımada, tarih boyunca sağlık ve iyi yaşamla anılmıştır.
İleri düzey sağlık sporları merkezi, tenis kulübü, basket sahaları
voleybol sahaları, yüzme havuzları, fitness merkezi, koşu parkuru,
bisiklet parkuru ve benzeri tüm olanaklar ziyaretçilere sunulacaktır.
Planlama merkezimizin en güçlü odaklarından biri gastronomi olacaktır.
Alanında uzman şeflerin yönetimindeki restoranlarda, bölgenin zengin
gastronomik değerleri ziyaretçilerle buluşacaktır.
Mutfaklarda kullanılan tüm ürünler ise doğrudan yarımadadan
temin edilerek yerel üretim desteklenecektir.
Gastronominin temel amacı mümkün olduğunca çevredeki besinlerle doymak, insanları doyurmak ve israftan insanı korumaktır. Bu yüzden yemeği yapan aşçıyı da eti parçalayan kasabı da, denizlerde gezen balıkçıyı da, tohumunu eken çiftçiyi da gastronomi harekete geçirmektedir. Anadolu tarih boyunca gastronomik açıdan en zengin coğrafyaların başında yer almıştır. Günümüzde dünyada yeme-içme kültürüne verilen önem ve ilginin artması ile kültürel çekiciliğin ana faktörünü oluşturan gastronomik miras kavramı, ülkelerin kültürel değerleri kapsamında değerlendirilmektedir.
Ayrıca yeme-içme faaliyetlerinin zorunlu bir ihtiyaç olması ve turistlerin seyahatlerinin her anından zevk alma isteği gastronomi deneyimlerini turizm deneyimlerinin ayrılmaz bir parçası haline getirmiştir. Bu gastronomik değerlerin bazı turistler için çok önemli olması seyahat tercihlerinin ana sebebini oluşturmakta ve bu durum gastronomi turizminin ortaya çıkmasına zemin oluşturmaktadır.
Gastronomiye dayalı bir tanıtım ülkemizin algısını yurt dışı piyasalarda
pozitif yönde etkileyecek bir unsurdur. Gastronomi merkezinde yer
alacak mutfak sanatları merkezi bu işe gönül vermek isteyen
yeni aşçıların yetişmesinin önünü açacaktır.
İzmir ve Çeşme yarımadasının tarihsel gelişimine bakıldığında çok zengin bir kültürel ve demografik miras görülmektedir. Bu miras günümüzde halen korunmakta ve coğrafyaya değer katmaktadır. Bu mirasın en önemli belirtilerinden biri de gastronomik zenginlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Planlama merkezimizin en can alıcı noktası belki de gastronomi merkezi olacaktır.
Çok kıymetli şeflerin yönetimimine bırakılacak olan restoranlarda bölgenin gastronomik değerleri ziyaretçilerin beğenisine sunulacaktır. Şeflerin mutfaklarında işleyecekleri ürünlerin tamamının yarımadadan temin edilmesi sağlanacaktır. İyi tarım kriterlerine bağlı üretim yapan çiftçilerle çalışılacaktır. Ayrıca topraksız tarım seralarımızdan elde edilen ürünler bu gastronomi merkezinde kullanılacaktır. Her ay farklı misafir şeflerin katılımı ile özel etkinlikler düzenlenerek bölgenin gastronomi zenginliğinin geliştirilmesine çalışılacaktır.
Sanat ve gastronominin iç içe geçtiği farklı etkinlik planlamalarımızda bulunmaktadır. Bu etkinliklerin ana hedefi ülkemizin değerlerinin yurt dışına tanıtılması ve bu değerlere odaklı turistin ülkemize gelişinin önünün açılmasıdır.
Ülkemizin yurt dışına nasıl pazarlandığı ve sunulduğu önem arz etmektedir. Gastronomiye dayalı bir tanıtım ülkemizin algısını yurt dışı piyasalarda pozitif yönde etkileyecek bir unsurdur. Gastronomi merkezinde yer alacak mutfak sanatları merkezi bu işe gönül vermek isteyen yeni aşçıların yetişmesinin önünü açacaktır. Ege mutfağının en önemli şeflerinden eğitim alınacak mutfak sanatları merkezinde çocuk atölyelerimiz de olacaktır. Geleceğimiz olan çocuklarımızın elinden çıkacak müthih lezzetleri de ziyaretçilerimize sunma fırsatımız olacak. Yarımadamızın ürünlerinin usta ellesinde işleneceği ve lezzet pınarına dönüşeceği gastronomi merkezimiz bu deneyimi yaşamak için seyahat ettiren bir çekim merkezi olacaktır.
Çeşme’nin en önemli ihtiyaçlarının başında nitelikli okul öncesi eğitim
merkezi bulunmaktadır. Bu merkezde çocuklarımız uygulamalı
öğrenme prensibine dayalı bir eğitim alacaklardır.
Bütünleşik yapı içerisinde sanat, kültür, tarım, spor ve benzeri
tüm imkanlardan faydalanma fırsatları olacaktır.
Böyle bir yaşam merkezinin eğitim olgusundan ayrı düşünülmesi mümkün değildir. Planlama alanında özel bir yere sahip olacak bir okul öncesi eğitim merkezi düşünvelidir. Çeşme'nin en önemli ihtiyaçlarının başında nitelikli okul öncesi eğitim merkezi bulunmaktadır. Bu merkezde çocuklarımız uygulamalı öğrenme prensibine dayalı bir eğitim alacaklardır.
Bütünleşik yapı içerisinde sanat, kültür, tarım, spor ve benzeri tüm imkanlardan faydalanma fırsatları olacaktır. Eğitimlerimize uygun olarak sanat atölyelerinde seramik, ahşap, cam, resim, müzik ve tekstil eğitimleri alabileceklerdir. Ayrıca mutfak sanatları merkezinde aşçılık eğitimi almaları da mümkün olacaktır. Bu merkez kış aylarında ana okulu niteliğinde eğitim verirken yaz aylarında da özel bir eğitim kampına dönüşecektir. Eğlenerek öğrenme modelinin günlük yaşamla birleştiği özel bir örnek teşkil edecektir.
Çeşme’mize bir eğitim ve kültür hazinesi olarak kazandırmak
istediğimiz kütüphanemiz on binlerce kaynak kitabın yanında
teknolojik tüm imkanlara ev sahipliği yapacaktır.
Ege’nin tarihsel değerlerine istinaden çok özel bir açık hava amfi tiyatro
planlanmıştır. 2500 kişi kapasiteli amfi tiyatromuz festivallere,
tiyatro oyunlarına, konserlere ve tüm sanat-kültür
etkinliklerine ev sahipliği yapacaktır.
Kültürel faaliyetlerin merkezi olacak planlama alanımızda sanat galerilerimiz, festivallerimiz ve gösteri merkezlerimiz bulunacaktır. Ege’nin tarihsel değerlerine istinaden çok özel bir açık hava amfi tiyatro planlanmıştır. 2500 kişi kapasiteli amfi tiyatromuz festivallere, tiyatro oyunlarına, konserlere ve tüm sanat-kültür etkinliklerine ev sahipliği yapacaktır. Sanat galerilerimiz birçok sanatçımızın eserlerine ev sahipliği yaparak bölgenin değerini yükseltecektir.
Planlama çalışmalarımızda insanın doğayla olan bağını koparmadığımız, ruhunu kuşatmayan, göğü görebildiği, rüzgârı duyabildiği, toprağa basabildiği, beton kalıplara hapsetmediğimiz olgulara önem vermiş bulunmaktayız. Bireyin varoluşunu parçalayan bir planlamadan özellikle kaçınılmıştır. Biz biliyoruz ki nerede yaşadığımız, nasıl düşündüğümüzü de belirler. Çünkü semayla, dağla, ufukla bağı kopmuş bir mekânda insan kendisini unutmaya başlar. Ne rüzgârın yönü hissedilir artık ne de gün doğumunun ritmi.
Sanat galerilerimiz birçok sanatçımızın eserlerine
ev sahipliği yaparak bölgenin değerini yükseltecektir.
Doğayla konuşan malzemeler planlama seçkimizin içinde yer almaktadır. Katı ve dayatmacı malzemenin doğayı susturacağına inanmaktayız. Mekân sadece duvarlardan ibaret değildir diye çıktık bu yola. Mekân, bir ruhtur. Müstakil odada edilen samimi bir sohbet onlarca metrekare salondan daha değerlidir. Çünkü sıcaklık hacimden değil, ilişkiden doğar. Tıpkı gökyüzüne bakan bir pencerede insanın kendiyle kurduğu ilişki gibi. Biz daha anlamlı hayatlar ve yaşam alanları oluşmasına vesile olmak adına çıktık bu yola.
Castello Fontana bağları, yalnızca üzüm yetiştirilen bir üretim alanı değil;
misafirlerini bağcılığın tüm aşamalarına tanıklık etmeye davet eden
yaşayan bir deneyim merkezidir.
Anadolu, binlerce yıllık bağcılık geleneğiyle dünyanın en köklü üzüm yetiştiriciliği coğrafyalarından biridir. Bu kadim miras, yüzyıllar boyunca toprağın bilgeliğini, iklimin karakterini ve insan emeğini aynı bağda buluşturmuştur. Castello Fontana olarak, bu köklü kültürden ilham alıyor; Anadolu’nun bağcılık mirasını Çeşme’nin eşsiz teruarı ve çağdaş sürdürülebilir tarım anlayışıyla yeniden yorumluyoruz. Her asmayı, geçmişin bilgisini geleceğe taşıyan yaşayan bir miras olarak görüyor; doğayla uyum içinde, zamana değer katacak bağlar yetiştiriyoruz.
Castello Fontana’da her şey bağda başlar. Üretim anlayışımızın merkezinde, toprağın doğal dengesine saygı duyan, teruarın özgün karakterini koruyan ve her asmanın bulunduğu coğrafyayı en doğru şekilde ifade etmesini amaçlayan bir bağcılık felsefesi yer alır. Bu nedenle bağların planlanmasından bakımına, budamadan hasada kadar tüm süreçlerde doğaya uyumlu, hassas ve minimum müdahaleye dayanan yöntemleri benimsiyor.
Yaklaşık 200.000 m²’ye yayılan Castello Fontana bağlarında, Ege’nin güneşi, rüzgârı ve mineral zenginliğiyle beslenen Assyrtiko, Malagousia, Muscat, Cabernet Sauvignon, Merlot ve Shiraz gibi seçkin üzüm çeşitleri yetiştiriyoruz. Her bağ, bulunduğu toprağın karakterini, iklimin ritmini ve mevsimlerin izini yansıtan özgün bir kimliğe sahiptir; her üzüm ise bu eşsiz coğrafyanın en doğal anlatıcısıdır.
Castello Fontana için bağcılık yalnızca bir tarımsal faaliyet değil; sabrın, ustalığın ve doğayla kurulan uyumun kuşaktan kuşağa aktarıldığı köklü bir yaşam kültürüdür. Araştırma parsellerimizde farklı üzüm çeşitleri ve yetiştirme teknikleri üzerinde yürüttüğümüz çalışmalarla bağlarımızı sürekli geliştiriyor, doğanın sunduğu potansiyeli her yeni sezonda daha ileriye taşıyoruz.
Castello Fontana bağları, yalnızca üzüm yetiştirilen bir alan değil; misafirlerini bağcılığın tüm aşamalarını deneyimlemeye davet eden özel bir yaşam destinasyonudur. Hasat dönemlerinden bağ yürüyüşlerine, gastronomi buluşmalarından tadım deneyimlerine uzanan bu yolculukta ziyaretçiler, üzümün toprakla başlayan serüvenine eşlik eder; doğanın ritmini, üretimin inceliklerini ve bağ yaşamının ayrıcalıklı atmosferini tüm duyularıyla keşfedebilir.
Castello Fontana, Anadolu’nun kadim bağcılık mirası ile Çeşme’nin eşsiz doğasının buluştuğu; toprağa, üretime ve yaşam kültürüne duyulan saygının zamansız bir ifadesidir.